İslam'da Boşanma

Boşanma“Boşanma”  konusu sadece bir kişiyi değil, tüm toplumu ilgilendiren sosyal bir mesele olmasına rağmen doğru anlaşılmamış, asırlardır (İslami zannedilen) yanlış anlayış ve uygulamalarla, birbirine zıt örfi  fetvalarla içinden çıkılamayan bir hal almış ve sosyal facialara yol açmıştır.

Konunun önemine binaen açmış olduğumuz sitede, yayınlayacağımız yazıların-görüşlerin faydalı olacağını umuyor ve Rabbimizden bizleri doğrularda birleştirmesini diliyoruz.

“...Sözleri dinleyip de en güzeline uyan kimseleri müjdele!” (Zümer Suresi 17-18. Ayetler)

 

***

 

“İslama göre gerek lafız ve gerek anlam yönünden mütevatir olan lafızlarla sahih ve hasen senedle rivayet edilen sünnetin uygun düştüğü hususlar alınıp onlara inanılır. Ameli hükümlerde, mütevatir, sahih veya başkası ona muhalefet etmediği taktirde, hasen senetli nasslarla amel edilir. Şayet başka bir nass hasene ters düşerse o zaman tahkik, tercih ve tevekkuf sözkonusu olur.

Ama senedi zayıf ve manaca merdud bir nassla karşılaşırsın. Sonra bakarsın ki bazı müslümanlar onu alıp akaidlerini üzerine bina etmişler. Bunun sonucunda diğer müslümanlarla  aralarına bir sınır çizmişler ve İslamın tamamını bu açıdan değerlendirmeye tabi tutmuşlardır. İşte o zaman Allah’ın dinini nasıl dar kalıplara sıkıştırdıklarını anlarsın. O zaman mesele gittikçe bir musibet halini alır. Bakarsın ki, inandıkları ne bir ayettir, ne bir hadistir, hatta imamlardan birinin sözü bile değildir. Kitab’a da Sünnete de ters düştüğü gibi ilme de terstir. Ve bakarsın bunu Allah’ın dini olarak kabul etmişler ve bu konuda tartışmaya gireni bile sapık ilan etmişlerdir. Ne büyük bir musibet ya Rabbi!...”

Allah Kötülüğü Emretmez

Toplumun temel taşı olan ailenin İslam’da çok özel ve önemli bir yeri vardır.

Erkek ve kadın gelişigüzel bir araya gelip aile kuramazlar. Evliliğin-nikahın belli şartları ve merhaleleri vardır. (Veli izni, denklik, görüşme, şahitler, mehir, Allah adına nikah akdi, çevreye duyurulması v.b)

Erkek kadını ailesinden Allah’ın bir emaneti olarak alır. İkisinin de birbirleri üzerinde hakları vardır ve bunlara riayet etmeleri gerekir.

Erkekler reistirler, yöneticidirler, ailenin geçiminden sorumludurlar. İyi kadınlar da gönülden (Allah’a ve Allah’a isyan olmayan konularda) eşlerine itaat edenlerdir. (Nisa 34)

İslamda aile korunmuş ve sebepsiz boşanmalar kınanmıştır. Ailenin korunması, yıkılmaması için gereken tedbirler  Kur’an’da ve hadislerde belirtilmiştir:

 Ailenin sırları dışarı çıkmamalıdır.

 Hoşlanılmayan durumlara sabredilmelidir. (Allah başka hayırlar dilemiş olabilir). (Nisa 19)

.   Kadın (Nisa 34)  veya erkek (Nisa 128),  nüşuzları yani birbirlerinin haklarına riayet etmemeleri, birbirlerini takmamaları (saygısızlıkları) ve bu konudaki  Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmemeleri durumunda hemen ayrılmamalı, barış için çaba sarfetmelidirler.

Kadının nüşuzunda erkek sırasıyla :

.   Öğüt verir.

.   Yatak ayırır (sırt çevirir).

.   (Zarar vermeden, terbiye maksatlı) döver. (Nisa 34)

Bunların hepsi kadın için incitici cezalardır ve normal bir kadın bunlardan sonra kendisine çeki düzen verir. Bu durumda sorun henüz dışarıya taşmamıştır.

“...Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.” (Nisa 34)

Hala durum düzelmediyse iki taraftan hakem tayin edilir (Nisa 35).  Bunda da ilk tercih (ehil) yakınlardır ki, sorunların bilinmesi, sırların ifşa edilmemesi  ve düzeltme çabalarının daha olumlu olması açısından manidardır.

“...Bunlar (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da aralarında başarı sağlar...” (Nisa 35)

Boşanma konusunda kararlı olunması (Bakara 227) boşanmanın üç ayrı safhada  (Bakara 229-230) ve iki şahidin huzurunda (Talak 2) olması, erkeğin kadını evden çıkmaya zorlamaması, kadının iddeti  evde beklemesi (Talak 1) (kalplerin tekrar ısınması ihtimali) gibi emirler tamamen ailenin korunmasına yöneliktir.

Ayrıca “Allah’ın en sevmediği helal “ (Ebu Davud) olan boşanmanın kolayca (fevren, kızgınlıkla, sarhoşken, dalgınlıkla, şakayla, şartlı olarak, şartlarına uymadan, bir anda  birden fazla söyleyerek) gerçekleşmeyeceğine en güzel delillerdir.

Allah’ın ayetleri, Allah Rasulü’nün sünneti bellidir. Ailenin; çocukların, kadının korunması, zarara uğratılmaması esastır.

Emirler uygulanmayacaksa veya keyfe, örfe uydurulacaksa Kur’an’da olmasının ne önemi kalır?

“...Yoksa siz kitabın bir kısmına iman ediyor bir kısmını inkar mı ediyorsunuz?...” (Bakara 85)  

“Haramdır ama geçerlidir” fetvasıyla (!) ceza sadece erkeğe mi yoksa aileye dolayısıyla topluma mı veriliyor?

Eşya ve insanı kıyaslıyarak çıkarılan hikmetsiz fetvalar sonucu oluşan ihtilaflar rahmet midir gerçekten?

“Cuma vakti alışveriş haramdır ama alışveriş akdi geçerlidir” hükmüyle kıyas yapılacak kadar basit bir kurum mudur aile?

Veya “eline geçen parayı idareli değil de gelişi güzel harcayan adama ceza” benzetmesiyle tek yönlü düşünülecek ve bir kişinin yanlışının bedelini çocuklara, kadınlara dolayısıyla topluma ödettirecek kadar basit bir olgu mudur boşanma?

Allah’ın bu konudaki emirleri uygulanmıyor veya tavsiye gibi görülüyorken; Allah adına, şahitler huzurunda gerçekleşen nikah akdini birden kesip bitiriverecek kadar kutsal mıdır erkeğin ağzından çıkan bir söz?

Sevgi, saygı, merhamet, anlayış, fedakarlık temelleri üzerine kurulması gereken yuvaların tehdit ve korkuyla sürdürülmesi hangi mantığın eseridir?

Yılların emeğinin bir anda sıfırlanması ve en çok korunması gereken emanetlerin yani kadınların ve çocukların bir anda duygusal / psikolojik ve ekonomik olarak çökertilmesi Allah’ın isteyeceği bir şey midir?

“Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: ‘Babalarımızı bu yolda bulduk Allah da bize bunu emretti’ derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? (A’raf 28)

Uygulanmayan her bir emir zamanla unutulur ve yerini yanlış uygulamalara bırakır. Çürük tuğlalar da zamanla (İslam binasının) yıkılmasına sebep olur. (Ahiretteki azabı ise daha çetindir).

Kadınların haksız yere mağdur edilmemeleri, erkeklerin pişmanlık yaşamamaları, ailelerin dağılmaması ve toplumun yara almaması için alimler halkı Kur’an’a göre bilinçlendirmeli, Allah’ın Kitabına uygun olmayan fetvalar ve uygulamalar kabul edilmemeli ve doğru uygulamalar acilen yaygınlaştırılmalıdır.

“...Sen bilmezsin; olabilir ki Allah bunun arkasından bir iş (durum) oluşturur.” (Talak 1)

Allah’ın diniyle “evlilik bağı erkeğin iki dudağı arasından çıkan bir söze mi bağlı“ diye alay eden gayr-i müslimler değildir muhataplarımız.

Fetvalarında Kur’an’ı temel almayıp da gerek öfkeli, gerek sarhoş, dalgın, şaşkın, zalim, kaba, bilinçsiz insanların ağızlarını, “şart olsun”larını dikkate alarak hüküm veren, usülsüz ve hikmetsiz kıyas ve çözümleriyle adeta Allah’ın diniyle alay eden ve bunları sanki Allah’ın emriymiş gibi söyleyip yayanlaradır sitemimiz.

“Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar(ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de...” (Tevbe 31)       

Sadece bir kişiyi ilgılendiren gelişigüzel  yeminlerden (Bakara 225) bile sorumlu tutmayan, bilinçsiz ibadetleri (Nisa 43) kabul etmeyen Rabbimiz, aile yıkımlarıyla sonuçlanan böyle sözlerden dolayı suçsuz kimselerin de canının yanmasına izin verir ve bu durumdan razı olabilir mi?

“...Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan ) yöne yöneltip-iletir. (Ahzab 4)

Kadının hakkı olan mehrin yazılı anlaşmayla sağlama bağlanmadığı, herhangi bir boşama durumunda caydırıcılığı olmadığı ve boşanmanın da bu kadar kolay olduğu toplumlarda her zaman kadınların ve çocukların mağduriyetleri sözkonusudur ve bu toplumların sarsılması kaçınılmazdır.

Ailesinin yanına dönmelerin zorlaştığı, veli kavramının önemsenmediği, yeniden evlenmenin neredeyse imkansızlaştığı bu zaman ve ortamda müslümanların kendilerine ve toplumlarına verdiği zarar düşmanların verdiği zarardan daha fazladır.

Allah, Havle binti Sa’lebe’yi (Mücadele Suresi)  işittiği gibi, bugün haksız yere mağdur olan, zulme uğrayan bir çok kadının şikayetini de işitir ve hallerini elbette bilir. Ve günü gelince haksızlık yapanlardan, zulmedenlerden hesap sorar.

Konuyla ilgili kitapları ve halen sorulmakta olan soruları incelediğimizde durumun vehametini ve bu kadar önemli bir konunun ne kadar cidiyetsizlikle ele alındığını görmek mümkündür. (Bu kadar hassas bir konuda ve ayetler açıkça ortadayken ilim adamlarının bu kadar rahat ve farklı fetva vermeleri şaşılacak bir durumdur).

Rabbimizin eskimez / evrensel mesajları olan ayetler merkeze alınarak, toplumların yapılarına göre hal çareleri aranmalı, sağlam bir aile hukuku oluşturarak keyfi ve fevri boşanmaların önüne geçilmelidir.

Allah’ın dini anlaşılmayınca yanlış uygulamalar devam etmekte ve ardından tam bir yahudi mantığıyla olaylara çözüm bulunulmaktadır:

.     Kadın (güvensizliğinden) nikah kıyılırken (zaten olan) boşama hakkını (Bakara 229) alır mesela.

.     Veya boşanma şartlarının oluşmadığı durumlarda, bir sözle tamamen boşanıldığı zannedilerek, (bir takım oyun ve hilelerle) evliliğin devam edebileceğini söyleyen fetva makamları(!) aranır.

.     Veya mahalledeki cami hocasına gidilip bir nikah tazeletiliverilir.

Uygulanmayan emirlerin sonucu şu andaki gibi hüsrandır ve zincirleme bir çok hatalara sebep olmaktadır.

 “De ki: Ben sizi vahy ile uyarıp- korkutuyorum.Ancak sağır olanlar,uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.” (Enbiya 45)

Subscribe to İslam'da Boşanma RSS